Bilişim deyince bunun en önemli ayaklarından bir tanesini de internet oluşturmaktadır. Türkiye'de internet ile ilgili en kapsamlı düzenleme 2007 yılında 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile yapılmıştır.
    5651 sayılı Kanun ile ilk defa;
  • İnternet aktörlerinin tanımı yapılmış ve bu aktörlerin hak ve sorumlulukları belirlenmiştir.
  • Yasada suçlar bakımından erişimin engellenmesi usul ve esasları düzenlenmiştir.
  • İnternet ortamında yayınlanan içerik nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilere ilişkin; içeriğin yayından çıkarılmasını sağlama ve cevap hakkı uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir.
  • Konusu suç teşkil eden (ve/veya küçükler için zararlı olan) içerik kapsamında filtreleme usulü öngörülmüştür.
  • Türkiye'de internet ortamındaki yayınlardan kanunda belirtilen katalog suçlara ilişkin şikâyetlerin yapılabileceği internet bilgi ihbar merkezi (ihbarweb.org.tr) kurulmuştur.
  • 5651 sayılı Kanununun 8 inci maddesinde erişimi engellenebilecek suçları katalog halinde saymıştır. İnternet ortamında yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir. Bunlar:
    26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
    1) İntihara yönlendirme (madde 84),
    2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),
    3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),
    4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194),
    5) Müstehcenlik (madde 226)
    6) Fuhuş (madde 227)
    7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228), suçları ve
    25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.
  • Ayrıca sosyal medyanın da yoğun bir şekilde kullanılmasıyla birlikte bu mecralarda ifade özgürlüğünün sınırının aşılması gibi işlenen kabahat ve/ veya suçlar da artmıştır. Bu yüzden sosyal medyayı da internet hukuku kapsamında değerlendirebiliriz.
  • Bunun dışında internet alışverişleri, mesafeli alım-satım sözleşmesi kurulması, kişisel verilerin korunması, internet siteleri için erişim engeli, fikri mülkiyet hakkı ihlali gibi birçok hususu internet hukuku kapsamında değerlendirebiliriz.

 

  • Sözleşme, iki ya da daha fazla kişi arasında yapılan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan antlaşmalara denir. Tarafların birbirine uygun irade açıklamalarıyla yapılan bir hukuki işlem olan sözleşmenin genel olarak belirli bir biçimde yapılması zorunlu değildir. Ancak bazı tür sözleşmelerin, belirli biçimde yapılması yasalarda öngörülmüştür.
  • Sözleşmeler hukuku, kişilerin haklarını savunan ve hangi haklara sahip olduğunu bildiren, kişilerin haklarını koruma altına alan hukuk alanıdır.
  • Sözleşmeler hukuki ilişkinin temelidir. Bu yüzden kişilerin sözleşmeden kaynaklanan hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Sözleşmelerin hazırlanması, kişilerce hazırlanmış sözleşmelerin incelenmesi gibi hususlar sözleşmeler hukukunun alanına girmektedir.

 

  • Uluslararası hukuk, uluslararası genel hukuk ve uluslararası özel hukuk olmak üzere ikiye ayrılır. Uluslararası genel hukuk, devletlerin birbirleriyle ilişkilerini ve anlaşmalarını düzenleyen hukuk alanıdır. Uluslararası özel hukuk ise bireylerin veya şirketlerin hem birbirleriyle hem de diğer ülkelerle olan hukuki ilişkilerini düzenler.
  • Uluslararası alana geçişteki belirleyici olaylar; İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi, Birleşmiş Milletler’in kurulmasıdır.
  • İlgili uluslararası örgütün kuruluş belgesini kabul ederek üye devlet olmak ya da sözleşmeye taraf olup, varsa denetim organının yetkisini kabul etmekle uluslararası hukuka uymakla yükümlü olunur. Uluslararası hukukta en önemli konu insan haklarıdır. İnsan hakları ihlalinde sözleşmelere taraf devletlere birtakım yaptırımlar öngörülmüştür.
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Adalet Divanı mekanizmalarının kullanılması, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafınca yapılan işlemler, fikri ve sınai hakların Avrupa Patent Enstitüsü (EPO) tarafından korunması, Uluslararası Ticaret Odası (ICC), Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi (LICA) gibi yabancı hukuk uygulaması gerektiren uyuşmazlıkların çözümü işlemleri uluslararası hukuk kapsamındadır.

 

  • Kıymetli evrak öyle senetlerdendir ki bunlarda yazılı olan hak senetten ayrı ileri sürülemeyeceği gibi senetten ayrı başkalarına da devredilemezler. Kıymetli evrak, içeriğinde bir para alacağı, bir ortaklık hakkı veya bir eşya alacağı bulunan senetlerdir. Bunlar belirli sayıda ve ağırlaştırılmış şekil şartlarına tabi olarak çıkarılan senetlerdir.
  • Kıymetli evrak hukuku da bu senetlerin türlerini, düzenleme şartlarını, içeriklerini, devredilebilme şartlarını, tahsil veya rehin verilebilme şartlarını düzenleyen hukuk dalıdır.

Devredilebilirlik Açısından Kıymetli Evrak Türleri:

1. Nama Yazılı Senetler
 Alacaklısının adının ve soyadının yazdığı ve namına kaydının bulunduğu senetlerdir. Bu senetler devri en zor senet türüdür. Devir için, her devir işleminde ayrı bir yazılı alacağın temliki sözleşmesi ve senedin teslimi gerekmektedir.

2. Emre Yazılı Senetler
 Alacaklısının adının ve soyadının yazdığı ve emrine kaydının bulunduğu senetlerdir. Bu tip senetler ciro ve senedin teslimi ile devredilebilirler.

3. Hamiline Yazılı Senetler
 Alacaklısının adının yazmadığı alacaklısının belirli olmadığı senedi borçluya kim getirir ise ona ödemenin yapılacağı senetlerdir. Devir kabiliyeti en kolay senetler bunlardır. Sadece senedin teslimi yeterlidir.

Temsil Ettikleri Hak Açısından Kıymetli Evrak Türleri:

I. Kambiyo Senetleri
 1)Poliçe
 2)Bono
 3)Çek
Kambiyo senetleri TTK’da düzenlenmiştir ve sınırlı sayıdadırlar.

II. Menkul Kıymetler
 Türleri günün ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Bu sebeple sınırlı sayıda değildir. Menkul Kıymet, bir taşınmazın menkul hale gelmesidir.

 

  • Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyetine sahip herkesin dernek kurma hakkı vardır. Dernekler kişi, vakıflar ise mal topluluğudur. Dernekler vakıflar gibi topluma yararlı bir hizmet gerçekleştirmek için kurulmuş topluluklardır.
  • Türkiye'deki yürürlükte olan kanun 5253 sayılı Dernekler Kanunudur. Dernek kurulumu için en az 7 kişi bir araya gelmelidir. Vakıfta ise 1 kişi yeterlidir. Dernekler kazanç ve kar amacı gütmezler. Anayasa ve kanunlarla yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla dernek kurulması yasaktır.
  • Genel kurul, Yönetim kurulu ve Denetim kurulu derneklerin zorunlu organlarıdır.
  • Dernek ve Vakıfların kuruluş aşaması, genel ve olağanüstü genel kurulları, denetime hazır hale getirilmeleri ile her türlü işleyişi hakkındaki konular vakıf ve dernekler hukuku kapsamındadır.

 

  • Vatandaşlık hukuku, milliyet ve yurttaşlık ile bunların kazanılması, aktarılması ve yitirilmesi konularıyla ilgilenen hukuk dalıdır. Uluslararası özel hukuka göre, her devlet kendine milliyet ve vatandaşlık bağıyla bağlı kişileri belirleme hakkına sahiptir. Bu kararlar genellikle yazılı hukuk ve içtihat hukuku yoluyla yaşama geçirilir. Uluslararası kamu hukukunu ilgilendiren karar alma süreçleri de mevcuttur.
  • Yabancı ülke vatandaşlarının çalışma İzinlerinin alınması, oturma izni prosedürlerinin takip edilmesi, Türk Vatandaşlığına ilişkin başvuru ve takip işlemlerinin yapılması başta olmak üzere yabancılık unsuru taşıyan konularda danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • Bütçelere ilişkin (kamu kaynağı kullanımı) tüm hukuki kurallar ve bütçe harcamalarını düzenleyen mevzuata Bütçe Hukuku adı verilir.
  • Bütçe Hukuku Kaynak Kullanımının, verilen yetki ile sınırlı kullanımının kurumsal ve hukuki çerçevesini çizer. Bütçe ile gelir toplanmasına ve harcama yapılmasına yetki verilmesi ile bunların uygulanmasına ilişkin süreç bütçe hukuku ile düzenlenir.
  • Gelir, harcama ve borçlanma ile ilgili tüm hukuki düzenlemeleri kapsayan üst kavram mali hukuktur. Bütçe hukukunun kaynakları; Yasama, yürütme, yargı organı tarafından çıkarılan kaynaklar ve diğer kaynaklar olarak ikiye ayırabiliriz.

 

  • Uzay hukuku, insanoğlunun uzaydaki faaliyetlerinden doğan sorunlara değinen hukuk dalıdır. Aynı zamanda uluslararası hukukun da alt dalı olan uzay hukuku, uzayın keşfiyle birlikte gelişmiş, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hız kazandırdığı yeni bir hukuk dalı olarak ortaya çıkmıştır.
  • Eskiden taşınmaz sahipleri, sahip oldukları taşınmazın üstünde bulunan tüm havaya sahip sayılıyordu. Uçakların kullanımı ile beraber yeniden yapılandırma oldu. Taşınmaz sahipleri, taşınmazlarının üstünde belli bir miktarına sahip olacağı ve bu mesafeden sonrasının da devlet malı olarak kabul edilmesine karar verildi.
  • Uyduların kullanımı ile birlikte yeniden bu konu gündeme geldi. Dünya etrafında dönen uyduların her ülkeden ayrı ayrı izin alması tartışmalara sebep olurdu. Bu yüzden ülkelerin arsa üzerinde hakları uzaya kadar çıkmasındansa yeryüzünden 30 ile 160 kilometre arasında bitmesi kararlaştırıldı.

Bir astronot suç işlerse yargılamayı kim yapacak?

  • Ceza hukukunda şahsilik ilkesi gereği hangi ülkenin vatandaşı ise o ülke yargılar.
  • Uzay turizmi, uzay madenciliği gibi konular zamanla gelişme göstereceği için suç ve kabahatler de buna paralel artar. Bu yüzden uzay hukuku ile ilgili çeşitli ülkelerde mevzuat hazırlama çalışmaları yapılmaktadır.

 

  • Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimseye avukat denir.
  • Avukatın birtakım hak ve yükümlülükleri vardır. Dosya inceleme hakkı, tebligat yapma hakkı, Sır saklama yükümlülüğü, özen yükümlülüğü, hesap verme yükümlülüğü, işi reddetme yükümlülüğü, dosya tutma ve saklama yükümlülüğü, müvekkili aydınlatma yükümlülüğü, reklam yapma yasağı vb.
  • Avukatlık Kanunu Md. 1 açık ve net olarak avukatlığın bir kamu hizmeti olduğunu belirtmekle; avukatlarında memurlar gibi, ücret veya kesenek gibi ödemeler karşılığında hiçbir hizmet ve görev yapamazlar.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nde avukatlık yapabilmenin temel koşulları; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Hukuk Fakültesi diploması sahibi olmak, Avukatlık Stajını tamamlamak ve Baro’ya kaydolmaktır.
  • Avukatlar temelde iki şekilde çalışırlar: Serbest Avukatlar ve Bağımlı Avukatlar. Serbest avukatlar, kendi bürolarında tek başlarına çalışabilecekleri gibi birlikte de çalışabilirler. Birlikte çalışma durumu iki ayrı şekilde olabilir; Avukatlar bir Hukuk Bürosu (Avukatlık Bürosu) kurarak çalışabilecekleri gibi, koşulları Avukatlık Kanununda düzenlenen Avukatlık Ortaklığı kurarak da çalışabilirler. Bir kamu ya da özel hukuk tüzel kişisine bağlı olarak çalışan Avukatlar ise bağımlı avukat olarak tanımlanırlar. Bağımlı avukatlar sadece bağımlı çalıştıkları kurum ve kuruluşların işlerini takip ederler. Serbest Avukatlık faaliyeti ile birlikte yapılabilen ve yapılamayan işler Avukatlık Kanununun 11 ve 12. maddelerinde düzenlenmiştir.

 

  • Kooperatifler, ortaklarına menfaat sağlamak amacıyla kurulurlar. Bu amacın gerçekleşmesi için kanun ortaklara bazı hak ve yükümlülükler yüklemiştir. Bu sayede kanunkoyucu kooperatifin ve ortaklarının menfaatlerinin dengeli bir şekilde korunmasını amaçlamıştır. Bu yaklaşım, kooperatiflerin korunması ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir. Kooperatif ortakları, kanunun kendilerine tanıdığı hakları kanuni düzenlemeler çerçevesinde kullanırken bir yandan da kooperatifin amacı için gerekli görülen bazı yükümlülükleri yerine getirmek zorundadırlar.
  • Kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülükleri genel olarak Kooperatifler Kanununda düzenlenmiştir. Kooperatif tüzel kişiliği olan bir kişi birliğidir, özel hukuk tüzel kişisidir. Bu tüzel kişinin faaliyeti, amacı ve çalışma konuları ile sınırlıdır.
  • Kooperatifin ünvanının nasıl olacağı konusunda Kooperatifler Kanunu’nda bir hüküm yoktur. Sadece, kooperatif adının, bu kanuna göre kurulmuş teşekküllerce kullanılabileceği belirtilmiştir.
  • Kooperatifin belirgin özelliği değişir ortaklı olmasıdır. Ortak sayısını değiştirmek, yeni ortak almak, ortak çıkarmak veya payı kısmen devretmek için ortaklık sözleşmesinin değiştirmek gerekir.
  • Kooperatif ortaklarının hakları konu açısından katılma hakları, koruyucu haklar ve malvarlıksal haklar olarak üç gruba ayırabiliriz. Kullanılış biçimi açısından ise kişisel ve toplu olarak kullanılan haklar olarak ikiye ayrılır.

 

  • Reklam verenler ile planlama, prodüksiyon, kreatif reklam ajansları ve reklam yayıncıları ve reklam alanı sahipleri arasındaki ilişkiler, yazılı, işitsel ve görsel basın yayın organları, dış mekanlar ve sosyal medya araçları dahil internetin dijital ortamında yapılacak viral, tanıtım amaçlı uzun veya açık reklamlar ve yerleştirmeler, tanıtımlar, sponsorluklar, açılışlar, fuarlar ve promosyon faaliyetleri gibi konularda hukuki altyapının kurulması ve ilişkilerin sağlıklı yürütülmesi için oluşturulmuş bir alandır.

 

  • Ülkemiz maden çeşitliliği açısından 132 ülke arasında 10. olmasına rağmen maden üretim değerleri açısından 28. sırada yer almaktadır. Geçtiğimiz son iki on yıllık dönem içinde madencilik sektöründe kamu işletme ve maden sahalarının özelleştirmeleri hızlanmış, sektöre özel ve yabancı sermaye girişi artmıştır.
  • Madencilik sektörü hukuki anlamda özellikle devletin yer altı kaynakları üzerindeki hakları, aramaların genellikle kamuya ait alanlarda yapılması ve madencilik faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri dolayısıyla özel düzenlemelere tabidir. Bir maden işletmesinin faaliyete geçebilmesi için onlarca yerden ayrı izin alması gerekmekte ve bu kapsamda birçok ayrı kurum ve kuruluş ile ilişki kurması gerekmektedir.
  • Madencilik sektöründe faaliyet gösteren kişi ya da kurumlara arama ve işletme ruhsat ve izinleri, imtiyaz hakları ve ruhsat devirleri işlemlerinde madencilik hukuku ve sektöre ilişkin mevzuat ve düzenlemelerinde görülen hukuk alanıdır.
  • Madencilik hukukuna ilişkin; Maden işletmeciliği ile ilgili yasal düzenlemeler, Madencilik alanındaki hukuki anlaşmazlıklar, Madencilik finansmanı ve şirket birleşme ve devralmaları, Madencilik sektöründeki kamu politikaları, düzenlemeler, toplum ilişkileri ve kamuoyunu aydınlatma gibi işlemler mevzuata uygun yapılmaktadır.

 

  • Genel kolluk kuvvetleri denildiğinde; genel emniyeti ve asayişi sağlamaktan sorumlu Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik anlaşılmalıdır.
  • Özel kolluk; Genel kolluk dışında kalan ve özel yasalarına göre kurulup belirli görev ve yetkilerle donatılan kolluk birimine denilmektedir. Özel kolluk kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyettedir.
  • Ülkemizde özel güvenlik modeli 1981 yılında 2495 Sayılı bazı kurum ve kuruluşlarının kurulması ve güvenliklerinin sağlanması hakkında kanunla başlamıştır.
  • 2495 Sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun özel güvenlik hizmetlerinin temelini oluşturmuş ve 2004 yılında çıkarılan 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında, Özel Güvenlik hizmetlerinin kapsamı geliştirilerek resmileştirilmiştir.
  • Özel güvenlik görevlilerinin görev alanı ve yapması gerekenler kanunla sınırlandırılmıştır.
  • Zamanla kişilerin korunmasına, spor müsabakaları, sahne gösterileri, fuar ve her türlü sosyal etkinliklerde koruma tedbirlerinin alınmasına, sivil havacılık liman güvenliğinin sağlanmasına, güvenlik sistemlerinin kurulup korunmasına ilişkin faaliyet alanlarının genişlemesi sebebiyle özel güvenlik teşkilatı ihtiyacı artmış ve yaygınlaşmıştır.
  • Özel güvenlik hizmetlerinin amacı suç işlenmesini önlemek ve caydırıcılık sağlamaktır. Caydırıcılığın sağlanamaması halinde meydana gelen olaylara, özel güvenlik görevlileri kanunlarda kendisine tanınan yetkiler ve yükümlülükler çerçevesinde müdahale etmesi gerekmektedir.
  • Kanuna aykırı hareket etmesi, çalışma koşulları, iş feshi, izin gibi durumlarda özel güvenlik hukuku ve iş hukuku devreye girecektir.

 

  • İnsan hakları, herhangi bir ayrım gözetmeden, din, dil, ırk ve cinsiyet ayırt edilmeksizin tüm dünya insanlarının sahip olduğu haklar bütünüdür. Bu haklar, insan hakları çerçevesinde düzenlenmiş ve bir araya getirilmiştir. Bireyin, sahip olduğu haklarının değer kazanması, Birlemiş Milletler şartları doğrultusunda 1945 yılında karşılık bulmuştur.
  • 1948 yılında paylaşılan evrensel insan hakları bildirisi ile birlikte günümüzdeki çerçeveye kısa bir sürede ulaşmayı da başarmıştır. Çok sayıda ilkeye sahip olan bu hukuk alanı, dünya insanlarının haklarını savunmak ve bu hakları yasal çerçeveler ile birlikte resmiyete dökmek adına yapılanmış ve ortaya konulmuştur.
  • Yaşama Hakkı, İşkence ve Kötü Muamele Yasağı ,Kölelik ve Zorla Çalıştırma Yasağı, Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Adil Yargılanma Hakkı, Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz, Özel ve Aile Yaşamına, Konuta ve Haberleşmeye Saygı Hakkı, Düşünce, Din ve Vicdan Özgürlüğü, İfade Özgürlüğü, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlüğü, Evlenme Hakkı, Etkili Hukuk Yolu, Ayrımcılık Yasağı, Mülkiyet Hakkı, Eğitim Hakkı, Serbest Seçim Hakkı gibi haklar insan hakları hukuku kapsamındadır.
  • BM Şartı uyarınca kendiliğinden bağlayıcı özellik taşımayıp sadece tavsiye niteliğinde karar almakla yetkilendirilmiş olan BM Genel Kurulu tarafından 1948 tarihinde Uluslararası İnsan Hakları Manzumesi başlıklı kararın içinde kabul ve ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insan haklarının ikinci dünya savaşı sonrası evrede uluslararası düzeye taşınmasının en önemli ve temel belgesi işlevini görmüştür.

 

  • Bu hukuk alanında fon ve yatırım ortaklığı kuruluş ve işleyişine destek verilmesi, portföy yönetimi yetki belgeleri ve çerçeve sözleşmelerin düzenlenmesi, lisans ve izne tabi işlemlerin gerçekleştirilmesi, gerekli bildirimlerin yapılması ve benzeri konular da yer almaktadır.
  • Sermaye piyasası mevzuatı kapsamında hareket edilmektedir.

 

  • Nüfusa paralel olarak enerji tüketiminde de artış meydana gelmektedir. Enerji tüketimindeki taleple birlikte enerji tedarikinde sorun çıkmaması açısından bu sektöre yönelik çalışmalar hızlanmıştır.
  • Enerji kaynaklarının çıkarılması, kullanımı, üretimi, tüketiminin ayrı ayrı faaliyetler olması nedeniyle tüm bu faaliyetlerin bir takım kurallara bağlanarak çeşitli mevzuatlarda toplandı. Böylece enerji hukuku kavramı ortaya çıktı.
  • Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) enerji piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumludur. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise bağlı kuruluşlar ve kamu kurumları ile birlikte, enerji politikalarından sorumludur.

 

  • Yapay Zekânın getirdikleri ve getireceklerinin hukuksal boşluklarını doldurmamız gerekmektedir. Yapay Zekâ ve Hukuk konusu bu noktada çok önemlidir. Aksi takdirde ortaya çıkacak hukuksal ihtilaflarda tam bir karmaşa durumu söz konusu olacaktır. Yakın zamanda her yerde görmemiz muhtemel otonom araçlar dahi birçok soru işaretini beraberinde getirecektir. Kaza olması durumunda sigorta kapsamından, adli olaylar karşısında sorumluluğun kime ne şekilde verileceğine kadar birçok hukuksal düzenleme gerektirecek durum ortaya çıkacaktır.
  • Yapay Zekânın kişilik hakkının var olup olmayacağı, yapay zekaya sahip araçlarla ilgili düzenleme yapılmalıdır.
  • Ayrıca yapay zekânın sebep olabileceği kişisel verilerin korunması ihlali gibi durumlar tartışılmaktadır. Araçların kendi aralarındaki iletişiminden kaynaklı veri akışının nasıl korunacağı ve ihlal durumunda yaptırımların ne olacağı bunların ayrı ayrı düzenlenmesi gerekmektedir.

 

  • İdarenin tüm eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması ve hukuki denetime tabi tutulması “hukuk devleti” olabilmenin başlıca unsurudur. Hukuk devletinin gereği olarak ise İdare, tüm eylemlerinde ve tesis ettiği idari işlemlerde Kanuna bağlı kalmak ve hukukun genel ilkelerine uygun hareket etmekle yükümlüdür. Buna rağmen, uygulamada vatandaşın mağduriyetine neden olan hukuka aykırı İdari eylem ve işlemlere sıklıkla rastlanabilmektedir.
  • İdarenin yaptırım gücünün ağır sonuçlara ve telafisi imkansız zararlara neden olabildiği dikkate alındığında, bireylerin İdare karşısında hukuk ilkeleri çerçevesinde korunma hakkı bulması büyük önem taşımaktadır.
  • Verginin herkes için olması, uygulama alanının genişliği, vergisel düzenlemelerin sıklıkla değişikliğe uğraması gibi nedenlerle özellikle son yıllarda Devlet ve mükellef arasında vergi uyuşmazlıklarının sıklıkla yaşandığı görülmektedir. Vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmesi hususunda kimi zaman mükellefler gerekli ve yeterli özeni göstermeyerek Devleti zarara uğratırken, kimi zaman da Devlet hatalı ve hukuka aykırı olacak şekilde mükellef aleyhine idari işlem tesis edebilmektedir.
  • İdarenin yaptığı idari işlemlere karşı, idari başvuruların ve davaların açılması ve bu dava ve başvuruların takibinin gerçekleştirilmesi, İdare Mahkemelerinde açılacak iptal davası ve tam yargı davalarının takibi ve sonuçlandırılması, Vergi hukukuna ilişkin davaların takibi ve vergi hukuku kaynaklı uyuşmazlıkların çözümünde hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi, Danıştay’da ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda ve temyiz aşamasında görülecek davalarda avukatlık ve danışmanlık hizmeti verilmesi, İdari para cezalarına yapılacak itirazların yapılması, Vergi suçları ve cezalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar, Özelleştirme ve kamulaştırma davalarında avukatlık ve Danışma hizmeti sağlamaktayız.

 

  • Rekabet hukuku, serbest piyasa ekonomisinde rekabet sisteminin dengeli ve yeknesak bir biçimde uygulanmasını sağlayıcı düzenlemelerden oluşur.
  • Rekabet hukukunun amacı mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.
  • Rekabet ihlalleri ve rekabet hukukunu ilgilendiren diğer uyuşmazlıklarda avukatlık ve Danışma hizmeti sağlamaktayız.

 

  • Havacılık hukuku, hava sahasının kullanımını ve hava sahası içinde ortaya çıkan olayları düzenleyen hukuk dalıdır. Hava sahası teriminden Yer yüzeyi ile dış uzay arasında yer alan boşluk anlaşılır. Radyo dalgaları, uzaya fırlatılan araçlar ve başka bazı nesneler de hava sahasından geçmekle birlikte, hava hukuku terimi yalnızca sivil havacılığı ve uçak, hava gemisi, balon ve benzer hava araçlarıyla ilgili konuları düzenleyen hukuk kurallarını kapsar.
  • Havaalanlarına ilişkin yasal düzenlemeler hava hukuku içinde ele alınır. Çoğu ülkede havaalanları devlet izniyle açılır; uçakların iniş ve kalkışı için başka yerlerin kullanılmasına ancak kısıtlayıcı koşullar çerçevesinde izin verilir.
  • Havaalanlarına ilişkin yasal düzenlemeler havaalanı işletmecileri ve çevredeki arazi sahipleri açısından da bazı karşılıklı sorumluluklar getirir. Mahkemeler uçuşların çevreye büyük zarar vermesinin söz konusu olduğu durumlarda havaalanı açılmasını ya da kurulu bir havaalanının işletilmesini yasaklama yoluna giderler. Bir havaalanının bitişiğinde arazisi olan mülk sahipleri hava ulaşımı için tehlike oluşturabilecek yapıları inşa etmekten alıkonabilir.
  • Havacılık sektöründe faaliyet gösteren havayolu şirketleri, havalimanı işletmecileri, balon işletmeleri, uçuş, havacılık güvenliği ve kabin memuru eğitim hizmetleri işletmeleri, yer hizmeti kuruluşları, kargo ve turizm acenteleri ve benzer kurum ve kuruluşlar, uçuş eğitmenleri, pilot, hostes ve diğer teknik personel ile bunlardan hizmet alanlara ilişkin avukatlık ve danışma hizmeti sağlamaktayız.

 

  • Gümrük; eşya ve malların ülkeden girişi ve çıkışının denetlenmesidir. Bu denetimin hukuka uygun yapılabilmesi için Gümrük Hukuku ortaya çıkmıştır. Günümüzde Uluslararası Ticari ilişkilerin artmasıyla Gümrük Hukuku önemli bir boyut kazanmıştır.
  • Gümrük vergileri, gümrük beyannameleri, ithalat ihracat işlemleri olmak üzere, uluslararası alım-satım sözleşmeleri, uluslararası taşımacılık ve Gümrük Hukukuyla ilgili tüm anlaşmazlıklarda danışmanlık ve avukatlık hizmeti verilmektedir.

 

  • Deniz taşımalarının şartları ve buna bağlı rizikolar özel düzenlemelere ihtiyaç duyulmasına sebep olmuş; bu doğrultuda gemilerin denizde sefer yapmaları fertler arasında ve fert ile devlet arasında çeşitli hukuki münasebetleri ortaya çıkarmıştır; tüm bu ilişkileri düzenleyen özel hukuk kuralları topluluğuna ise “Deniz Hukuku” denilmektedir.
  • Deniz ticareti, ekonomik, teknik ve hukuksal unsurları olan bir olgu olup, deniz ticareti hukuku, deniz üstünde yürütülen ticari ilişkileri düzenleyen ve gemiler ile gemilerin denizde seyrüseferine ilişkin hukuki işlemleri düzenleyen hukuk dalıdır. Kendi içeresinde sekiz bölüme ayrılmış durumdadır bir deniz hukuku dalıdır.
  • Deniz ticaretinden doğan alacakların takipleri ve dava aşamaları, ihtiyati tedbir davaları, gemi siciline tescil, terkin, ipotek tesisi, gemi tutuklama ve tutuklu gemiyi kurtarma, rehin haklarının tatbiki, yükün hasara uğraması hallerinin tespiti ve bunlara ilişkin tazminat davaları alanlarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti verilmektedir.

 

Borçlar Hukuku

  • Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenler. Borç ilişkisinde alacaklı, borçlu ve borç konusu edim bulunmaktadır.
  • Borcun kaynağı kural olarak, kanun, sözleşme ya da hukuka aykırı fiil olabilir. Borçlar hukuku bu borç kaynaklarını, yarattıkları sorumluluk türünü ve sonuçlarını düzenler.
  • Borçlar hukukunun temel kaynağı durumundaki Borçlar Kanunu, iki temel bölümden oluşur; ilk bölüm genel hükümler olarak adlandırılmıştır ve hemen her borç ilişkisine uygulanabilen hükümlerden oluşur, ikinci bölüm ise özel hükümler olarak adlandırılmıştır ve çeşitli sözleşme tiplerini ve onlara özgü hükümleri düzenlenmektedir.
  • Borçlar Kanunu’nda yer verilen sözleşmeler dışında, atipik, karma nitelikli sözleşmeler de borçlar hukukunun düzenleme alanına girmektedir. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.
  • Borçlar Kanunu’nda düzenlenen genel işlem koşulları, bir sözleşmenin yapılması sırasında sözleşmeyi düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak ifade edilebilir.
  • Temsil, haksız fiilin icra şekli ve sonuçları, sorumluluğun kaynağı olarak kusurlu eylemler ve istisnai nitelik taşıyan kusursuz sorumluluk halleri, sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkileri, borçların ifası, borç türleri, faiz, temerrüt borçlar hukukunda incelenen temel konulardır. Müteselsil borçluluk, bağlanma ve cayma parası, ceza koşulu, alacak devri, borcun üstlenilmesi, borca katılma, borçlar hukukunun ayrıntılı olarak ele aldığı diğer yapılardır.

Eşya Hukuku

  • Eşya hukuku, Medeni Hukuk dalıdır. Kişilerin, eşya üzerindeki mutlak haklarını (ayni haklar) düzenler. Eşya, bağımsız nesne olarak maddi bir varlıktır.
  • Mülkiyet hakkı eşya üzerinde en geniş ve sınırsız ayni haktır. Sınırlı ayni haklar ise irtifak hakkı, rehin hakkı, taşınmaz yükünden doğan haktır.
  • Kişisel irtifaklar, intifa hakkı, üst hakkı ve oturma hakkıdır. Diğer ayni haklar rehin hakkı borçlu veya üçüncü kişilerin malları üzerindeki haklardır ve taşınmaz/taşınır olarak ikiye ayrılmaktadır. İpotek, taşınmaz rehnine girer.
  • Eşya üzerindeki haklar zilyetlik ve tapu sicilli kavramlarıyla açıklanır. Zilyetlik, kişinin eşya üzerindeki zilyet olma iradesine bağlı eylemsel egemenliğidir.
  • Tapu kütüğü, eşya(taşınmaz) üzerindeki ayni hak (tescil, şerh gibi kayda bağlanan)ilişkilerini gösteren resmi bir kütüktür. Kadastro denilen ölçme sistemiyle, taşınmazlar bu kütüğe kaydedilir. Her taşınmazın (parsel) kütükte bir sayfası bulunur. İşlemler bu sayfada işlenir, tescil edilir.
  • Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, Alacak davaları, İstisna, Vekalet Sözleşmesinden doğan davalar, Haksız fiilden doğan tazminat davaları, Kiralama ile buna ilişkin tüm davalar ,Tahliye Davaları, Kira bedelinin tespiti davaları, Kira bedelinin artırılması davaları, Ödeme yerinin tayini davaları, Zilyetlik davaları, Ecrimisil davaları, Elatmanın önlenmesi (müdahalenin men-i) davaları,Her türlü irtifak hakkının kurulmasına ilişkin davalar, İstihkak davaları, Önalım (şüfa) davaları, Tapu iptal ve tescil davaları, Kamulaştırma Davaları, Taşınır ve taşınmaz malların devri, satışı ve bunlara dair sözleşmelerden doğan davalarla ilgili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • Hangi eylem ve davranışların suç olarak kabul edildiği, suç sayılan eylemler işlendiğinde, verilecek cezaları belirleyen hukuk kurallarının tümü ceza hukuku kapsamında incelenir.
  • Ceza hukuku, suç ve ceza kavramlarını inceleyen kamu hukuku bölümüdür. Genel ve özel ceza hukuku olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • Genel ceza hukukunun konusu suç kavramının maddi ve manevi unsurlarıyla tanımı, ceza hukukuna hâkim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler gibi bütün suçlar için geçerli olan ilke ve teorilerdir.
  • Özel ceza hukukunun konusu ise ülkenin kanunlarına göre suç sayılan eylemlerin neler olduğu, bunların kapsam ve sınırları, birbirlerinden ayrılan yönleri ile bu suçlara öngörülen cezalardır.
  • Bir fiilin cezalandırılacak bir suç teşkil etmesi için belli unsurların mevcut olması gerekir. Suçu oluşturan temel unsurlar, kanuni unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsurdur.
  • Ceza hukukunun amacı, Türk Ceza Kanununda açıklandığı üzere kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.
  • Sulh ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemesi, çocuk ceza mahkemesi gibi mahkemelerde görülecek davalarda avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • Çevre sorunlarındaki artış aynı zamanda çevre ile ilgili tedbir alınması gerekliliğini de ortaya çıkarmış, çevresel değerlerin hukuki güvence altına alınması amacıyla çevreye ilişkin hükümler Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer almaya başlamıştır. Küresel bir boyut kazanan çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin korunması, iyileştirilmesi, doğal kaynaklarla ilgili koruma ve kullanım esaslarının belirlenmesine yönelik uluslararası antlaşmalar, çevre ile ilgili yargı kararları ve bu yargı kararları sonucu ortaya çıkan içtihatlar çevre hukuku ile ilgili gelişmelerdir.
  • İdari Nitelikte Cezalar: 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliklerde belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak atık ve artıkları taşımak, depolamak, uzaklaştırmak, gürültüye neden olmak vb. suçlar nedeni ile uygulanan para cezaları ve faaliyetten men cezaları idari nitelikte cezalardır. İdari para cezaları Çevre Kanununun 20. Maddesinde, faaliyetlerin durdurulması ile ilgili cezalar ise Çevre Kanununun 15. Maddesinde düzenlenmiştir.
  • Adli Nitelikteki Cezalar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Çevreye Karşı Suçlar başlıklı 2. Bölümünde yer alan 181-182 ve 183. Maddeleri, çevre kirliliğine neden olduğu tespit edilen gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak adli para cezaları ve hapis cezalarını içermektedir. Bu nedenle çevre denetim görevlileri tarafından çevre kirliliğinin tespiti halinde idari nitelikte ceza uygulanmasını takiben, çevre kirliliğine neden olma fiilinin Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilerek kamu davası açılması için Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır.

 

  • Aile hukuku Medeni Hukuka dâhil olmaktadır. Üç kısımdan oluşmak ile birlikte her kısmı aile içi ilişkileri düzenlemek amacına göre hareket eder. Aile hukuku sayesinde aile bireylerinin birbirlerine olan tutumları belirlenir ve her bir birey kendine ait olan sorumlulukların bilincinde olur. Bu durum da ailelerin mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaları için çok önemli olmaktadır.
  • Aile hukuku, karı koca ilişkisini düzenleyen, nafaka ile aile mallarına ilişkin bilgileri düzenleyen, bir de vesayet ile ilgili bilgileri düzenleyen olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Aile bireyleri aile hukukuna göre hareket eder ve bu sayede hem aile içi hem de toplum içi ilişkiler düzenlenmiş olur.
  • Aile hukukunun başlıca konuları nişanlanma, evlenmenin koşulları ve hükümleri, boşanmanın koşulları ve sonuçları, mal rejimleri, aile konutu, soybağı, evlat edinme, velayet, çocuğun nafaka hakkı, vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık, yardım nafakasıdır.
  • Türk Medeni Kanununda düzenlenen aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözmek Aile Mahkemelerinin görev alanına girer. Bu sebeple, boşanma nedeni ne olursa olsun bütün boşanma davaları Aile Mahkemelerinde açılmak zorundadır. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk mahkemeleri de boşanma ve ayrılık davalarına bakmaya görevlidir.
  • Anlaşmalı boşanma, velayet davaları, mal rejimi sözleşmelerinden doğan davalar, nafaka ve tazminat talebi, babalık davası gibi hususlarda hizmet vermekteyiz.

 

  • İş hukuku; işçi ücretlerini, çalışma şartlarını, işveren – işçi ilişkilerini ve işçi sendikalarını kapsayan, bu alandaki konuları araştıran bir hukuk dalıdır. En önemli işlevi, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri düzenlemesidir.
  • İş hukukunun konusu sadece hizmet akdinden doğan ve tabi hizmet yükümlülüğü içindeki insan ilişkileridir. Söz konusu yükümlülükten doğan işveren, işçi ve onların devletle ilişkilerinin düzenlenmesi için oluşturulan hukuk kurallarını bir sistem içinde inceler.
  • İşveren tarafından işçinin emeğinin sömürülmemesi, hakkının ihlal edilmemesi için iş hukukunda işçi haklarının korunması önceliklidir.
  • İş hukuku çerçevesinde herhangi bir hükümle ilgili tereddüt yaşanması durumunda işçi lehine yorum getirilir.
  • İş hukukunda işçinin kişiliğine öncelik verilir ve buna bağlı olarak hizmet sözleşmesi işveren ile işçi arasındaki karşılıklı edimlerin sorumluluklarına dayalı ilişkinin çerçevesini çizer.
  • İşverenin, işçiye karşı ücretini ödeme, sağlığını koruma, eşit davranma, araç gereç ve donanımı temin etme yükümlülüğü vardır.
  • Yapılan son yasal düzenleme ile birlikte iş hukuku alanındaki bazı uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu dava şartı olmuştur.
  • İşçi ve işveren hakları ile ilgili uyuşmazlıklarda, tarafların hakkını en iyi şekilde korumak, bu uyuşmazlıklar sonrası açılacak davaların takibini yapmak hususlarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • Ekonomik faaliyetlerin çoğunluğunu ticari faaliyetler oluşturmaktadır. Ticaret hukuku, İnsan ilişkilerindeki ekonomik faaliyetleri ele alır.
  • Borç ilişkisinin teknik ve uzmanlık gerektiren hallere dönüşmesi ve mesleki bir yapı kazanması sonucunda hukuk, borçlar hukukundan daha teknik daha ağır şartları olan bir hukuk dalını daha ortaya çıkarmak zorunda kalmıştır. Buna ticaret hukuku denilmiştir.
  • Ticaret hukuku, kişiler arası ticari ilişkilerden doğan ve ticari işletmeyi ilgilendiren, bunun yanında ticaret şirketlerinin kuruluşu, örgütlenmesi ve çalışmaları ile sona ermelerini, kıymetli evrakın türleri ve kıymetli evraka ilişkin kuralları, özel sigortaların neler oldukları, nasıl işledikleri ve sona ermeleri, deniz ticaret hukuku kurallarını düzenleyen bir hukuk dalıdır.
  • Tacirlerin sahip olduğu hakları yasalar dâhilinde koruma altına alan ticaret hukuku, işletme sahipleri ve alıcılar için büyük önem taşıyor ve kişilerin kanun karşısında ne gibi haklara sahip olduğunu da daha detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır.
  • Her iki tarafın da ticari işletmesinden kaynaklı hukuk davaları, ticari dava niteliğindedir.
  • Şirketlerin kuruluşu, işleyişi, devralınması, tasfiyesi, birleşmesi bunun dışında haksız rekabet, şirket yönetimi, hisse devir işlemi, şube açma, acente gibi alanlarla ilgili uyuşmazlıklarda hizmet vermekteyiz.

 

  • İcra iflas hukukunda; Borçlunun borcunu ödememesi halinde alacağın ondan ne şekilde tahsil edeceği gösterilmektedir.
  • Borçlu aleyhine yapılan takip icra takibi olabileceği gibi koşulları mevcut ise iflas yoluyla da takip olabilir.
  • Her iki takibinde nerede nasıl yapılacağı, borçlunun böyle bir takip karşısında hangi yasal yollara başvurabileceği, alacaklının bu durumda hangi hukuksal olanaklara sahip olduğu, yapılan takibe rağmen borçlunun borcunu ödememesi halinde mallarının nasıl haczedip parayı çevrilebileceği gibi konular bu icra iflas hukukunu ilgilendirir.
  • İcra süreci ve borçlu olunan tutarın mülk ile karşılık bulacağı ve ne şekilde nakde dönüştürüleceği de yine bu birim tarafından ele alınmaktadır.
  • Alacakların tahsili, borçtan kurtulma, iflas davaları ve borcun ertelenmesi gibi birçok konuda etkili ve hızlı sonuç almak bakımından avukatlık ve danışmanlık hizmetimizden faydalabilirsiniz.

 

  • Sigorta hukuku; Sigorta ilişkisini ve sigortacılıkla meşgul olan işletmelerin çalışmalarını, faaliyetlerini düzenleyen hukuk kurallarının bütününü inceleyen hukuk dalıdır.
  • Hastalık sigortası, sağlık sigortası, trafik sigortası, inşaat sigortası, hırsızlık sigortası, taşıma sigortası, zarar sigortası, kasko gibi sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların çözümlenmesi, sigortacılık alanına ilişkin idari denetimlerde gerekli hukuki desteğin sağlanması, Sigortacılık alanına ilişkin idari kurumların uyguladıkları işlemlere yönelik gerekli hukuki başvuruların yapılması ve bu davaların takibi ile ilgili avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • Medya hukuku kapsayıcı bir ifade olarak kitle iletişim araçları ile yayın yapılması faaliyeti ile bu faaliyetin icrasına aday kuruluşların yapısına ilişkin kuralların bütününe verilen isimdir. Bu açıdan medya hukuku medya kavramının içeriğine paralel olarak hem kitle haberleşme alanını hem de bu alanla iştigal eden sektöre ilişkin kural ve kurumları ihtiva etmektedir.
  • Zira medya hukukunda hem haber verme özgürlüğü, medya şirketlerinin idare ile ilişkisi ve medya yoluyla işlenen suçlar gibi niteliği itibariyle kamu hukukuna dahil kurallar hem de medya alanına has sözleşme ilişkileri, medya alanındaki eylemlerden doğan tazmin sorumluluğu gibi özel hukuka dahil kurallar bir arada yer almaktadır.
  • Görsel-işitsel medyada sorumluluk rejimi ve bu medya kuruluşlarının hukuki ve mali yapısı bizim hukukumuzda genel olarak 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun çerçevesinde düzenlenmiştir.
  • Bu kanunda radyo ve televizyonların uymakla yükümlü oldukları yayın ilkeleri, bu ilkeler çerçevesinde yayın yapılıp yapılmayacağı ile ilgili idari denetimi yapacak olan Radyo Televizyon Üst Kurulu, radyo televizyon kurumlarının kuruluş şartları ve yapıları, radyo televizyon kuruluşlarına yayın ve frekans bandı tahsisi, yayınların düzenlenmesi, reklam yayınlama kuralları, seçim dönemlerindeki yayınlara ilişkin özel kurallar, bu kurallara uymamanın yaptırımları düzenlenmiştir.
  • Yazılı medya ’ya ilişkin kurallar 5187 sayılı Basın Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu kanunda basın özgürlüğü, yayınlarda bulunması gereken zorunlu bilgiler, yayın beyannamesine ilişkin kurallar, yayınlardan kimlerin sorumlu olacakları, düzeltme ve cevap hakkı, basın yoluyla işlenen suçlardaki bazı usul kuralları ve özellikle süreli yayınlara el konulması hususları düzenlenmiştir.
  • Görsel işitsel ve yazılı medya ile ilgili uyuşmazlıklarda Acar Hukuk& Danışmanlık olarak hizmetinizdeyiz.

*medyahukuku.org internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.

 

  • Patent, marka ve tasarım gibi hakları kapsayan sınaî haklara örnek olarak sanayi ve tarımdaki buluşlar, yenilikler, tasarım ve özgün çalışmalar, marka ve ticaret unvanı gibi ayırt edici ad ve işaretleri taşıyan ürünler sayılabilir. Sınai haklar, bütün bunların yetkilerini sahiplerinin tekeline belirli süreyle bırakan gayri maddi haklardır.
  • Kişilerin fikri çalışmalarının ürünleri hem malvarlığı değerleri olarak ekonomik bir anlam ifade etmekte hem de bu ürünler üzerinde kişilerin manevi menfaatleri bulunmaktadır. Günümüzde fikri ürünlere yönelik haklarını ihlal eden eylemlere de sıkça rastlanmaktadır.
  • Bir marka hakkı unsurunun ya da patentin izinsiz kullanılması, bir ürünün izinsiz kopyalarının satışa çıkarılması, bir müzik eserinden intihal yapılması, bir eserin izinsiz kullanılması gibi fikri haklarının ihlal edilmesi söz konusudur.
  • Türk hukukunda bu gibi hak ihlallerine tazminat ve ceza olmak üzere iki farklı sonuç bağlamış olup her iki hukuk alanının da etkin bir şekilde kullanılmasının istenen neticelere ulaşılabilmesi için önemli olduğu görülmektedir.
  • Marka ve patent davaları, fikri hakların ihlali, fikri mülkiyet ürünlerinin izinsiz kullanımı gibi davalarda avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

 

  • İmar Hukuku, İdare Hukuku’nun alt dalıdır. 3194 sayılı İmar Kanunu ise İmar Hukukunun temelini oluşturmaktadır.
  • İmar hukukunun alt ana başlıklarına baktığımızda,
    1. İmar Planları,
    2. İmar Uygulamaları,
    3. Yapı Ruhsatı ve Fenni Sorumluluk (Mühürleme-yıkım ve para cezaları),
    4. Kamulaştırma,
    5. Eski Eser (Korunması Gerekli kültür ve Tabiat Varlıkları) ve
    6. Yargılama Usulü başlıklarını sıralayabiliriz.
  • İmar Kanununda, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı kuralına yer verilmiştir. Bu maddede, bir sahanın imar planının bulunması halinde o sahanın bulunduğu bölgenin planına, bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı açıklanmıştır.
  • Yapı ruhsatı, imar planı gibi hususlarda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.

*idarehukuku.net internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.

 

  • Kadastro; ülke sınırları içerisindeki taşınmaz malların sınırlarını, arazi ve harita üzerinde belirleyerek hukuki durumlarını tespit etmek ve işlemlerin kesinleşmesi sonucunda Türk Medeni Yasası uyarınca tapu siciline tescil ederek hak sahiplerine tapu belgelerini verme işleminin bütünüdür.
  • Kadastronun amacı; Türk Medeni Yasasının hedeflediği tapu sicilini tesis etmek, taşınmazları haritaya bağlamak ve ülkemizin kadastral topoğrafik haritasını meydana getirmek suretiyle taşınmaz mal mülkiyetini devlet güvencesine ve kayıt altına almaktır.
  • Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra kadastro ekibi çalışma alanında işlerini bitirinceye kadar itiraz edilebilir.
  • İtiraz en geç 10 gün içinde kadastro komisyonuna intikal ettirilir.
  • Bir belgeye dayanmayan itiraz incelenmez. İtiraz edenin ilan süresi içinde dava açma hakkı saklıdır.
  • Kadastro çalışmalarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için ihtiyaç halinde HSYK kararı ile Kadastro Mahkemeleri kurulur.
  • Kadastro Mahkemesinde mirasçılardan birisi tek başına dava açabilir ve tek başına açtığı bu davayı tek başına yürütülebilir.
  • Davanın kanıtlanması hakkında mahkemece sadece dava açan mirasçı adına değil tüm tereke adına tescil kararı verilir.
  • Ancak bu karar davada taraf olmayan mirasçılar açısından kesin hüküm oluşturmaz.
  • Kadastro Mahkemelerinde kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.
  • Kadastro Mahkemeleri adli tatile tabi değildir.
  • Kadastro ile ilgili uyuşmazlıklarda Acar Hukuk&Danışmanlık’tan bilgi alabilirsiniz.

*taa.gov.tr internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.

 

  • TKHK m.3/bent e: “Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek* ya da tüzel kişiyi ifade eder.”
  • Tüketici Unsurları;
    1. Ticari veya mesleki amacının olmaması
    2. Gerçek ya da tüzel kişi olma
    3. Bir mal veya hizmet edinme, kullanma, yararlanma
  • Tüketicilerin ekonomik çıkarlarının yanı sıra sağlığını ve güvenliğini korumak adına ve yine tüketicinin zararlarını karşılamak, bunu da yasal çerçeve doğrultusunda gerçekleştirmek adına düzenlemelerde bulunan hukuk birimidir. Koruyucu ve eğitici politikaların oluşturulmasında ve kişilerin buna teşvik edilmesinde önemli paya sahiptir.
  • Tüketicinin temel hakları;
    1. Tüketicinin sağlığının ve güvenliğinin korunması hakkı
    2. Tüketicinin ekonomik çıkarlarının korunması hakkı
    3. Tüketicinin tazmin edilme hakkı
    4. Tüketicinin bilgilendirme ve eğitim hakkı
    5. Tüketicinin temsil edilme hakkı
    Bu 5 temel hak Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununa ( TKHK )aynen yansımıştır.
  • Tüketici Hukukunun Temel Özellikleri
    1. Sözleşme özgürlüğü ilkesinin durumu: Tüketici hukukunun önemli bir özelliği sözleşme özgürlüğü ilkesini önemli derecede sınırlandırmasıdır. Özellikle TKHK’da düzenlenen birçok tüketici sözleşmesinin getirdiği emredici hükümler, satıcı bakımından uyulması zorunlu hükümlerdir.
    2. Tüketici sözleşmelerinin yorumunda öncelik objektif yorum yapılmasıdır. Ancak güçlü olan taraf tüketici aleyhine bir hüküm koymuşsa bunun yorumu tüketici lehine yapılır.
  • Tüketici hukuku davaları söz konusu olduğunda davaların yargılama usulü basit yargılama yöntemi olarak belirlenmiştir. Basit yargılama yöntemine göre dava dilekçesi tebliğinden sonra davaya cevap süresi 2 hafta olarak hesaplanmıştır.
  • Ülkemizde tüketici olarak nitelendirilen kesim henüz hangi haklara sahip olduğunu bilmiyor ve zorda kalındığı durumda nasıl bir sürecin karşısına çıkacağını da kestiremiyor. Her tüketici bu konuda bilinçli olmalı ve sahip olduğu haklar çerçevesinde hayatına devam etmelidir.
  • Göreceğiniz zararlar neticesinde sahip olduğunuz hakları kullanarak maddi ve manevi tazminat davası açabiliyor ve hakkınızı kanuni yollarla arayabilirsiniz.
  • - Hizmet ya da ürünün kusurlu olması durumunda ücretin iadesi işlemleri
    - Ürünün ücretsiz onarımı ya da ürün değiştirme işlemlerinin takibi işlemleri
    - Kredi kartlarının işlem bedellerinin takibi işlemleri
    - Tüketicinin uğradığı zararın tanzimi
    - Tüketici Mahkemeleri ve Tüketici Hakem Heyeti’ne müracaat işlemleri
    - Haksız rekabet ile ilgili uyuşmazlıklarda,
    Avukatlık ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.

 

  • Kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazların, kaynakların ve irtifak haklarının bedeli peşin veya bazı hallerde taksitle ödenmek kaydıyla belirli esas ve usuller çerçevesinde anlaşarak ya da zorla alınmasına kamulaştırma (istimlak) denilmektedir. İstimlak, idarenin zorla mal edinme yetkisi kapsamındadır.
  • Kamulaştırma işlemleri ile ilgili ayrıntılı hükümler 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yer almaktadır.
  • Acele kamulaştırma: Kamulaştırma işleminin tamamlanmasının beklenmesinin sorunlar meydana getirebileceği hallerde uygulama olanağı bulan acele kamulaştırma müessesesi, kamulaştırmadan farklı olarak kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, öngörülen usulde taşınmaza el konulma şeklidir.
  • Kamulaştırma işlemi neticesinde menfaati ihlal edilen bireyler, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde kamulaştırma işlemine karşı iptal davası açabilir.
  • Dava, Asliye Hukuk Mahkemesince taşınmaz malikine yapılacak olan tebligattan itibaren 30 gün içerisinde açılmalıdır.
  • İptal davasının esasına ilişkin inceleme, idari işlemin iptali niteliğinde olup, işlemin unsurları (Yetki, şekil, sebep, konu, maksat) kapsamında gerçekleşecektir. Kamulaştırma işleminin unsurlarında var olan sakatlık, işlemin iptaline sebebiyet verecektir.
  • Kamulaştırma ile ilgili uyuşmazlıklar yaygın olarak "bedel tespiti" konusu etrafında ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, taşınmazı kamulaştırılan vatandaş; bu davayı takip etmeli ve hakkının gerçek değerinin tespitine ilgili mahkeme huzurunda katkıda bulunmalıdır.
  • Kamulaştırmasız el atma, devlete ait kurum ve kuruluşların idari bir karar olmadan, özel mülkiyete konu olan taşınmaz malları fiili olarak kullanmalarıdır.
  • Devlet tarafından el atılan taşınmaz üzerinde bir yapı-bina bulunmakta ise, yapı sahibinin kamulaştırmasız el koyma işlemini yapan devlet kurumuna karşı arsa ve bina bedelinin kendisine ödenmesi için bedel tazmini davası açma hakkı bulunmaktadır. Bunun için taşınmazın tapuya kayıtlı olması ve bedel tazmini davasının tapu sahibi tarafından açılması gerekmektedir.
  • Kamulaştırma Türleri
    a) Olağan Kamulaştırma Türleri
    b) İstisnai Kamulaştırma Türleri :
     b.1) Acele Kamulaştırma
     b.2) Kısmen Kamulaştırma
     b.3) Trampa Yolu İle Kamulaştırma
  • Kamulaştırma nedeniyle bedel tespiti ve tescil davaları, kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat davaları, imar uygulamaları nedeniyle bedele dönüşen taşınmazların bedel davaları, kamulaştırmanın iptali davaları alanlarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

*hukukiblog.com internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.

 

  • Spor Hukuku’nun pozitif birincil kaynakları Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)nin Olimpik Şart’ı, uluslararası spor federasyonlarının (IF) Statüleri ve çıkardıkları diğer talimatlar ve ikincil olarak da ulusal olimpiyat komiteleri (NOC) ile ulusal spor federasyonlarının tüzük ve talimatlarıdır. Bütün bu mevzuat, özel hukuk süjeleri tarafından yaratılmış olup, Devletlerin coğrafi sınırlarından ve sınırlamalarından etkilenmeksizin uygulanmaktadır. Bu nedenle de, nitelikleri itibariyle “sınırlar ötesi hukuk’’ olarak da adlandırıldıkları olmaktadır.
  • Sportif düzen, bağımsız bir hukuk düzenidir. Mevzuatının tamamı, birçok kurala tabi yarışma oyunlarına bağlı olan farklı nitelikte üyelerinden oluşan ve bu kurallara uyulmaması halinde cezalara muhatap olan bir tür toplumu yönetmektedir.
  • Halen dünyanın hiçbir yerinde kurulmuş bir Spor Mahkemesi bulunmamaktadır.
  • Spor hukuku ile ilgili uyuşmazlıklarda Acar Hukuk&Danışmanlık’tan bilgi alabilirsiniz.

 

  • Sağlık Hukuku, sağlık hizmeti alanını, hizmeti sunanlar ve hizmetten yararlananlar açısından hizmetin sunumunda ortaya çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların tespiti ve çözüm yollarını özel hukuk, ceza hukuku ve idare hukuku bakımından incelemektedir.
  • Sağlık politikaları ve bu yönde gelişen sağlık mevzuatı ile sağlık hizmetinin kamu hizmeti niteliği, “Sağlık Hukuku”nun önemini artırmaktadır.
  • Müvekkillerimize, hasta ve hekim hakları, mesleki sorumluluk sigortası gibi alanlarda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.

 

  • Bankacılık hukukunun konusu, banka işletmesi ve bu işletmenin oluşturduğu hukuki ilişkileridir.
  • Bankacılık hukukunun amacı, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
  • Türkiye’de faaliyet gösterecek olan bankaların kuruluşu ve yurt dışında faaliyet gösteren bir bankanın ülkemizdeki ilk şubesi için atacağı adımı denetlemek, yatırım bankaları ile birlikte kalkınma bankalarının kuruluş işlemlerinde rol almak ve teminatlı işler sonucu açılan davaların takibini sağlamak gibi yetilere sahiptir. Bunun yanı sıra bankalardan aldığımız kredilerin sözleşme bölümünün hazırlanması ve sözleşmeler ile ilgili görüşmelerin gerçekleştirilmesi de bankacılık hukuku kapsamında değerlendirilmektedir.
  • SPK’nın (Sermaye Piyasa Kurulu’nun) hukuksal işlemlerinin gerçekleştirilmesi de yine bankacılık hukuku kapsamında yer almaktadır.
  • Bankacılık ve finans hukukunu ilgilendiren alanlarda avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

*hukukfuar.com internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.

  • Kişinin ölümü ile uygulama alanı bulan ve özel hukuk ilişkilerini içine alan kurallar bütünüdür. Murisin, mirasçılarına geçebilen tüm malvarlığı değerlerini ve kişisel haklarını ifade eder.
  • Miras uyuşmazlıklarında Medeni Kanun’un Miras Hukuku bölümü hükümleriyle beraber, Borçlar Kanunu’nun olaya uygun hükümleri de uygulanır.
  • Miras bırakanın mirasçılarına kalan malvarlığına tereke denir.
  • Külli halefiyet: Miras bırakanın terekesi, mirasçılara bir bütün olarak kanun gereği doğrudan geçmesi durumudur. Cüzi halefiyet ise tereke üzerinde talep hakkına sahip olup, herhangi bir borçtan sorumlu olmamaktır.
  • Medeni Kanun Miras Hukuku hükümlerine göre yasal mirasçılar:
     1. Miras bırakanın hısımları
     2. Kan hısımları
     3. Evlatlığı ve altsoyu
     4. Eşi
     5. Devlet
    Kan hısımlığına bağlı olarak;
    1. Derece, 2. Derece ve 3. Derece hısımlar yasal mirasçı olarak kabul edilmektedir.
    Evlilik dışı hısımların mirasçılığında, evlilik dışında doğan çocuğun babaya mirasçı olabilmesi için
     • Çocuk evlilik dışı doğmuş olmalı ve
     • Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmuş olmalıdır.
    Evlatlık kural olarak evlat edinene mirasçı olur. Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi için miras bırakanın ölümü veya gaipliğine karar verildiği anda evlilik bağının devam ediyor olması şartı aranır.
    Miras bırakanın hiç mirasçısı yoksa mirası Devlet’e geçer.
  • Mirasçılık hakkı Sulh Hukuk Mahkemesi’nde dava açarak ya da noterden veraset ilamı çıkarma şeklinde tespit edilir.
  • Miras Hukuku’nda saklı pay, miras bırakanın altsoyunu, anne-babasını ve eşini kapsayan, kanunen korunan miras payıdır. Miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufla bunu ortadan kaldıramaz.
  • Miras, derece (zümre) sistemi çerçevesinde paylaştırılır. Miras Hukukunda üçüncü dereceye kadar mirasçılık kabul edilmiştir.. Miras bırakanın altsoyu; yani çocukları, torunları ve devamı birinci zümre mirasçıdır. Miras bırakanın üstsoyu; yani anne-babası ile kardeşler, yeğenler ise ikinci zümre mirasçılardır. Üçüncü zümre mirasçılar da miras bırakanın büyükanne – büyükbabası ve bunların çocuklarından oluşmaktadır.
  • Buna göre, miras öncelikle birinci zümre arasında paylaştırılır. Eğer birinci zümrede mirasçı yoksa ikinci zümreye; ikinci zümrede de yoksa üçüncü zümreye geçilmektedir.
  • Miras hukukundan kaynaklı terekenin tespiti, izale-i şuyuu, mirasın reddi, terekeye karşı açılacak davalar, muris muvazaası davaları, tenkis davası, vasiyetnamenin açılması ve yerine getirilmesi davaları, veraset ilamı davaları, çekişmesiz yargı işlerinden doğan miras davaları gibi alanlarda müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz.

*ehukuk.net internet sitesindeki bilgilerden faydalanılmıştır.